|
Sanırım bugün için atılacak en güzel başlık yukarıdaki kelime olurdu.
Takım olarak maçın ilk 70 dakikası belkide sezonun en iyi futbolunu oynadık. Sahaya iyi yayılan, rakibe boş alan bırakmayan ve ayağa toplarla karşı kaleye organize yüklenen bir Galatasaray vardı sahada. Böyle oynamamızdaki en büyük etkende futbolcularımızın kendine olan güveni, arkadaşlık ortamı ve bütün ekibin canını dişine takmasıydı.
Herzaman söylüyorum kaliteli ve iş bitirici ayaklara sahip bir takım için iskelet nokta ortadaki iki önliberodur. Beşiktaş ve ondan önceki Ankaraspor maçlarında yanyana oynayan Mustafa, Mehmet ikilisi geçmiş maçlara göre daha iyi oynadılar. Mehmet'in sürekli aynı mevkide kalmasından yakınır dururdum. Özellikle Mustafa defansa kademe yaptığında veya defanstan top almaya geldiğinde Mehmet topsuz oyunu iyi oynamalı, Mustafa'nın üstlendiği ofansa dönük önlibero pozisyonuna soyunmalıydı. Bunları geçen maçlarda gösteremeyen Mehmet bugünkü maçta topsuz oyunda var olmayı, Mustafa'nın boşalttığı yerlere kendini yerleştirmeyi bildi. Buda ofansa topu aktarım konusunda, defansa kademe yapma konusunda ve kesicilik anlamında güzel pozisyonlar ortaya çıkardı. Mehmet'de oyunu dikine oynama, yeri geldiğinde ince yapma, uzaktan iyi şut atma gibi kabiliyetler mevcut. Tek eksiği topsuz oyun, bunuda zaman geçtikçe Rijkaard'la beraber daha iyi yapacaktır. Eğer bu uyum ileriki maçlarda tavan yaparsa müthiş baskılı oynayan, rakibi sahasından çıkartmayan bir takım izleriz.
Yukarıda iyi oyunumuzu 70 dakika olarak sınırlanmıştım, geriye kalan 20 dakikalık kısım ise tam bir kabustu. Geçen zaman zarfında doğru dürüst pozisyon bile üretemeyen Panathınaikos Mehmet Topal'ın kondisyon açığı yüzünden ortasahayı çok rahat geçmeye başladı buda rakibimize ciddi pozisyonlar vermemize neden oldu. İşde orta ikilinin önemi birkez daha burada ortaya çıkıyor. (Mehmet'e bir ara baktım sol açığa demir attı, yürüyerek geliyor geriye...)
Takımızdaki oyuncuları tek tek ele alıp oyun şablonuna yerleştirdiğimizde ortaya teknik ve iş bitirici oyuncu sayısı bir hayli fazla olduğunu rahatlıkla görebiliriz. Özellikle bu oyuncuların üst düzey performans göstermesi bütün ekibe yansıyor. Baros'un ilk golde müthiş fulesi, Kewell'ın dakika 85'de bile hala Barış'ın boşalttığı alana kademe yapmak istemesi, Keita'nın müthiş bilekleri ve çalışkanlığı gibi... Hal böyle oluncada skor kaçınılmaz oluyor.
Yinede skora aldanmamak lazım. Defansımızda Emre'nin sakatlığından sonra stopere geçen Balta görevini yapmaya çalışsada araya kaçan akıllı forvetler karşısında ciddi sıkıntılar yaşatabilir. Balta'nın stopere kaymasıyla oyuna Caner'in gireceğini düşünmüştüm ama yerine Uğur'u görünce şaşırdım. Bence o saatten sonra ofans anlamında sol tarafımız maç boyu iş yapamadı. Emre çıkana kadar çok iyi bindirmeler yapan Kewell, Uğur'un oyuna girmesiyle daha çok geriye gelmeye başladı. Buda takımın sol taraftan yapacağı ataklarda ofans bölgesinde biraz zayıflık yarattı. O bölgeden anca Baros'un çizgiye yaptığı boş koşular ve Arda'nın oyuna girmesiyle pozisyon üretebildik...
Sabri ve Emre kaptanın görevlerini layıkıyla yaptıklarını düşünüyorum. Şahsen bugün Emre, Sabri ve Mustafa Sarp'ı izlerken mest oldum. Neredeyse sıfır hatayla oynadılar. Kutluyorum...
Yunan temsilcisi iyi birtakım kurmuş. Ellerinde iş bitirecek oyuncu sayısı az olmasına rağmen çok iyi organize oluyorlar. Cisse'nin olmaması onlar adına büyük kayıp. Ben grupdan çıkacaklarına düşünüyorum. Böyle diri bir rakibe erken dakikalarda kişisel hatalar nedeniyle attığımız goller olmasa çok sıkıntı çekerdik...
İki kelamda Leo'ya etmek istiyorum. İyisin, hoşsun ama şu yan toplara çık be kardeşim...
Keita'ya iyi önlem almışlar. Topu her aldığında başında iki kişi bitiverdi. Yinede elinden geleni yaptı, mücadele etti, bireysel özelliklerini sahaya yansıtamasada takım oyununu çok iyi oynadı...
Son olarak ana başlıktada belirttiğim gibi 'Uğur böcüğü Elano' diyorum. Geldiğinden buyana en iyi oyununu oynadı. Attığı uzun ve nokta paslar, Baros'a yaptığı asist, golü koklayıp anında rakip ceza sahasında bitmesi gerçekten hücumda yapılan işleri çok daha güzel kılıyor. 'BU adamda bir hikmet var ben bunu bilir bunu söylerim.' Sanırım Kewell’dan sonra ikinci büyücüyüde bulduk. Attığımız 3. golde, bizim forvet plase yapsa direğin dibine öyle gönderemezdi topu İlk gole şans denebilir ama doğru yere yaptığı koşu ve takibiyle nekadar klas bir oyuncu olduğunu birkez daha gösterdi bana...
Netice itibariyle 3 puanla başlamak hem oyuncuların kendine güveni açısından hemde güzel giden günlerin devamı açısından önemliydi. Allah daim etsin...
Sanırım bugün için atılacak en güzel başlık yukarıdaki kelime olurdu.
Takım olarak maçın ilk 70 dakikası belkide sezonun en iyi futbolunu oynadık. Sahaya iyi yayılan, rakibe boş alan bırakmayan ve ayağa toplarla karşı kaleye organize yüklenen bir Galatasaray vardı sahada. Böyle oynamamızdaki en büyük etkende futbolcularımızın kendine olan güveni, arkadaşlık ortamı ve bütün ekibin canını dişine takmasıydı.
|