Tribün Müdavimleri: Galatasaray'ı bekleyenler
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfMükemmel 
Yazar Yasin AKIN   
Cumartesi, 26 Eylül 2009 11:06
2009-2010 sezonu beklenenin aksine rüya gibi bir başlangıç yaptı Galatasaray.Barcelona kariyerinin ilk senesinde oyun olarak umut vermesine rağmen alınan skorlar nedeniyle hep tartışılan isim olan Frank Rijkaard,Galatasaray kariyerine de aynı şekilde başlar beklentisi vardı tüm kamuoyunda.

tribun_mudavimleri




Bu yüzden ülkemizdeki teknik direktör kıyımları göz önüne alındığında hatta 3 yılda 4 teknik direktörle çalışan ve bu özelliği ile Galatasaray tarihinde ilk olan Adnan Polat yönetiminin en büyük sınavlarından birisini vereceği düşünülüyordu.Bu yüzden forumlarda ve camianın içerisinde herkese sabır telkin ediliyordu ısrarla. Bir önceki sezonda yaşanan kabus sezonu bir anda Galatasaray’ın umudu olarak yetişiveriyordu Rijkaard’a.Öyle ki olası kötü sonuçlar,geçen sezon yaşanılan sıkıntılar daha tazeyken,tolere edilebilir görünüyordu.



Beklenen olmadı.Teknik ekipte bulunan Neskeens ve Rijkaard,yeni transferler Franco,Elano ve Keita önce taraftarı hareketlendirdi,heyecanlandırdı.Tribünde sezonun ilk maçından bu yana bambaşka bir hava soludu gören herkes.Yaşanan bu sinerji rakip ağlara üçer,beşer gol olarak döndü hep.Deplasmanlarda dahi yalnız bırakmadı taraftarı Galatasaray’ı.Antep’te,Ankara’da,hatta karşılıklı anlaşılarak deplasmana taraftar götürülmemesi konusunda anlaşılan Yunan takımı ile olan maçta Atina’da taraftar hep yanındaydı takımının.İşte tüm bunların sonucu alarak geldi 13 resmi maçta 11 galibiyet ve formalite 2 beraberlik.


Bu sezon tarihi bir sezon yaşanacak...


İlk 6 haftada yaşananlardan bunları çıkarmak mümkün.Bizi bekleyen tehlikeler ve eldeki silahlar bilinir ise mücadele çok daha acısız ve sancısız geçecektir biz taraftarlar için.



Herşey yolundaymış gibi görünen bu sezon Galatasaray’ı bekleyen hiç mi tehlike yok?Tabii ki var.Hem de çok fazla.Son oynanan Kasımpaşa maçı öncesi ve sonrası bu tehlikelerin hemen hemen hepsi ile yüzleşti Galatasaray.Bu tehlikeleri önem sırasına sıralayamayacağım tabii ki.Çünkü öyle kompleks ve öyle iç içeler ki.
Kasımpaşa maçı öncesi kendini sıkmadan 3 gol ile alınan Beşiktaş ve Panathinaikos maçları bu maç öncesi Galatasaray’ı mutlak favori yapıyordu şüphesiz.Hatta gol rekoru kırılabilir iddaaları yüzünden büyük fark bekleniyordu bu maçtan.İşte Galatasaray’ı bu sezon her maç öncesi bekleyen en büyük tehlike bu.Galatasaray hemen hemen her maç yaşayacak bu stresi.Heryerde Galatasaray’ın bu hafta ne yapacağı değil,kaç atacağı merak edilecek.Televizyonlarda,forumlarda, gazetelerde, tribünlerde konuşulan tek şey bu olacak.Önce taraftar etkilenmeye başlayacak bu konuşmalardan ve biz gibi etten kemikten olan futbolcular alacak nasibini bu gerçekçilikten uzak tatlı hayallerden.



Yukardaki tehlikeye paralel bir tehlike daha var düşününce hemen akla gelen.Kamuoyundaki tüm bu beklenti hırslandıracak rakip takım yönetim,futbolcu ve taraftarlarını.Rakip yönetimler,önünü kesmek için Galatasaray taraftarının,saçma sapan bilet fiyatları belirleyecek Türkiye ekonomisi ile dalga geçercesine.Rakip futbolcular saha içerisinde kazanmak için değil belki ama,kaybetmemek için ne gerekiyorsa yapacaklar.Defans oyuncularını,kah kale çizgisinden eliyle top çıkarırken göreceğiz,kah taç çizgisinde futbolcumuzu dirseklerken.Rakip taraftarlar daha bir motive destekleyecekler takımlarını.Daha önce küfretmedikleri,yıllar önce ölmüş kişilere bile dil uzatabilecekler bizleri tahrik edebilmek için.



Malum takım başkanının verdiği sözler ve Federasyondaki etkinliği de tehlike arzediyor Galatasaray için.Enteresan hakem hataları,medyadaki istediğini göklere çıkarma,istediklerini yerin dibine sokma hamlelerini çok sık göreceğiz.Hakem hatalarını biraz daha açmak istiyorum.Hemen hemen her maçta olan 5-10 santimetrelik ofsayt bayrakları,ikili mücadele esnasında yanlış kullanılan takdir hakları,top çizgiyi geçti mi geçmedi mi şeklinde geçen tartışmalı kararları değil bahsettiğim.Bahsettiğim geçen sene su birikintisine vurulmasından dolayı gösterilen kırmızı kart gibi kararlar.50 metreden Servet’in gördüğü,120 metreden tribünlerin gördüğü plonjonların görülmemesi ceza sahası çizgisi üzerinden.Galatasaray maçlarında hakemler bariz gol şansı için 6-7 metre gerideki oyuncuların golü önleyebileceğini düşünebilecek mesela. Eskiden olsa hakem kırmızı kartını evde unutmuş yorumları yapılabilirdi ancak geçmişte yaşanılanlar bizi nelerin beklediğini açıkça gözler önüne seriyor.



Yine malum takım başkanının çok etkin olduğu diğer silahtan bahsedelim biraz da.Medyadan yani.Türkiye’de halen %90’dan fazla insanın takımını takip ettiği televizyon kanalları ve gazetelerin spor sayfaları ve tabii ki başlıbaşına spor gazeteleri.Kendimi bildim bileli futbolu yorumlayanlar değişmedi.Sadece kanalları değişti.Objektif denilenlerin pek çoğu kendine kanal bulamazken,ağzından salyalar akıtarak tartışmayı seven,bir hafta dediğini diğer hafta inkar eden,özellikle 3 büyüklerin kaos ortamından faydalanan ve sunni gündem yaratarak ekmek kazanan bu tip futbol otoriteleri(!) yönveriyor sporseverlere.Bu insanlara göre Rijkaard işsizdi Galatasaray’a gelmeden önce.Hatta hemen hemen hepsine göre babaları bile Barcelona’yı şampiyonlar ligi şampiyonu yapabilirdi.Elano milli takımda Santos’un yedeği,Keita gerçek değil,çakma Keita,Baroş ballı ve sahtekar,Kewell hasta,Nonda bitik,Arda şımarık,Sabri antipatik,Mustafa Sarp sıradan transfer,Leo Franco kovaydı.Rakip takım futbolcuları için yapılan yakıştırmaları hiç saymıyorum bile.Alınacak olan en ufak bir yenilgi öncesi ben demiştim demek için söylenilen “Galatasaray şişiriliyor” demeçleri,Galatasaray’ın aldığı her galibiyet sonrası Acımadı ki dercesine “daha ciddi rakiple oynamadı” zırvalarının hepsinin sebebi aynı.Taraftarın takıma ve Frank Rijkaard’a olan güvenini azaltmak.Düşünün böylesine bir hava yakalamış Galatasaray’ın Kasımpaşa maçında puan kaybettiğini ve bu insanların ben demiştim diye kahkahalar içinde program yaptığını.Taraftarın kazanılan Beşiktaş ve Panathinaikos zaferlerini tesadüfmüş adledip geçtiğimiz sezonu hatırlamasını.Şu anki heyecanın yitip gittiğini…



Ve son olarak belki de yukardaki hepsinden daha ciddi bir tehlike daha var Galatasaray’ı bekleyen.Mart ayındaki kongre.Kimilerine göre hiç varolmayan,kimilerine göre ise hiçbir zaman bitmeyecek olan Liseli-Alaylı tartışmaları ile girilecek olan kongre öncesi ve sonrasında camiada yaşanacak olası kapışmalar.Televizyonda yorumculuk yapan kimi eski yöneticiler ve kah görünüp kah kaybolan eski yöneticilerin son zamanlardaki yorumları gelecek için umut verici ama kabus gibi geçen 6 yılın ardından insan hiçbir zaman rahat olamıyor bu konuda.



Bu kadar tehlike karşısında bunlarla mücadele edebilmek için neler var elinde peki Galatasarayın?
Önce tarihi var şüphesiz.Sayısız bölünme yaşayan,ama her seferinde daha güçlenerek kaosu atlatan şanlı bir tarih.Alınan her yaradan ders çıkararak yoluna daha güçlü devam eden bir camia.



Ve vizyonu var tabii ki.Bundan 104 yıl öncesinde rotasını belirleyip hep bu yolda gidilmesi gerektiğini öğütleyen Büyük Kurucusunun veciz sözleri.Amacımız İngilizler gibi toplu halde oynamak,bir renge ve isme sahip olam ve Türk olmayan takımları yenmektir.Bu sözden 104 yıl sonra klübün başında olan başkanın da her icraatından aynı vizyona sahip olduğunu göstermesi Galatasaray’ın en büyük silahlarından biri.Haldun Üstünel gibi yöneticilerin yönetimde yer bulması tabii ki ayrı bir umut kaynağı.



Saha kenarında kıvırcık saçları ile taraftara ve oyuncusuna güven veren,rakiplere korku salan,yanındaki can ciğer arkadaşları ile Galatasaray’ı çok yükseklere taşıyacağı aşikar olan,takım içerisindeki her sorunla başedebileceğini her halinden belli eden bir teknik direktörü varken Galatasaray’ın,ne kadar aşılmaz olabilir ki yaşanılacak kaoslar?Yeter ki oynalınal oyunlara prim verilmesin.Yeter ki elimizdekilerin dğeri bilinsin ve kimilerinin ihtirasları için feda edilmesin bu güzel ekip.



Yerlisiyle-yabancısıyla,genciyle-yaşlısıyla,yedeğiyle-asıyla,kalecisiyle-forvetiyle,defansıyla-otsahasıyla tam bir takım olursa Galatasaray,kim rakip olabilir ki bu takıma.Böylesine bir takım olabilir mi peki Galatasaray?Neden olmasın? 14 sene sonra gelen şampiyonluğu getiren takımdan,1996-2000 arasındaki sayısız başarıyı getiren takımdan ne farkı var eldeki kadronun?Fazlası var eksiği yok şüphesiz.



Yasin AKIN...

Yorumlar
Yeni Ekle Ara RSS
Yorum yaz
Adýnýz:
E-posta:
 
Web Sayfas1:
Baţlýk:
 
:angry::0:confused::cheer:B)
:evil::silly::dry::lol::kiss:
:D:pinch::(:shock::X
:side::):P:unsure::woohoo:
:huh::whistle:;):s:!:
:?::idea::arrow:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."