|
Yazar borges
|
|
Cuma, 06 Kasım 2009 13:57 |
|

Nam-ı Diğer Borges Total futbolu anlatmış. İyi de yapmış.
Bir mac yazisiyla daha buradayim. En cok buraya bu yazilari yazamamanin acisini cektim aslinda. Öyle garip yorumlar oluyor ki ben bu yorumlari anlamakta güclük cekiyorum. Dizilimden baslayalim..
4-3-3.. Klasik bir 4-3-3 diyoruz, diyorlar. Neye göre ? Orta sahada varolan oyuncularin baskin olan niteliklerinin ayni sekilde teknik adam tarafindan görevlendirilecegi varsayimina göre.. Misal Baris yerine Elano olsaydi muhtemelen klasik 4-3-3 olmayacakti. Lakin gözden inatla kacirilmak istenilen nokta sudur ki bu oyuncular sahada varolan niteliklerinin disinda verilen belirli bir görev ile sahada yer aliyorlar. Baris Özbek defansif orta sahadir, peki bugün Skibbe-Kalli zamanlarinda oldugu gibi süpürücü mü olmustur yoksa yer yer Nonda'dan bile daha ileride ön ic oyuncusu olarak mi sahada yer almistir ? Dakika 8 Kewell'in ara pasinda Baris Özbek kaleci ile karsi karsiya. Daha da önemlisi takimin en önde oyuncusu. Dakika 10 yine Baris Özbek gole yakin.. Trabzonspor macinda Baris Özbek oyuna giriyor.. Üstelik yaptigi görevi cok net bir sekilde ortaya koyacak iki golde de önemli rol oynuyor ve hala daha "defansif orta saha" olarak anilmasindan dolayi dizilimler ve bunun sonucunda sistemler komedi unsuru gibi.. Yahu adam ön-ic oyuncusu olarak sahaya girmis, sag koridorda tamamen sistem geregi Keita-Sabri ile kombinasyona girip iki golün oradan cikmasini saglamistir, defansif orta sahaligi nerededir Baris'in ? Bugün daha macin basinda Kewell'in pasinda kaleci ile karsi karsiya kaliyordu.. Yirminci dakikada Arda ile yer degistirip saga kaydi.. Ki bu degisimler o kadar cok oluyor ki iyi izleyen gözleriniz varsa cok hos sahneler sizi bekler.. Sabri önde pres yaptigi zaman forvet rolüne bürünüyor ve Sabri de olsa bir kac dakika bu göreve devam ediyor Keita en arkada onun yerini bek olarak alir iken.. Nonda bugünkü macta oldugu gibi Kewell'in oldugu bölgede basar iken Kewell forvete kaymis ve forvet rolünü o süre icerisinde devam ettiriyor.. Total futbolun prensipleri olarak aciklandiginda "eheheh ne total filan" diyorsunuz ama bakin bakalim öndeki beslinin ve beklerin sahada ne zaman hangi görevi icra ettiklerine.. ? Arda ve Nonda'nin bölgelerinin belirgin oldugunu söyleyebilir misiniz ? Keza Kewell-Baris.. Ne oynamislardir bunlar.. Bu degiskenligin bir benzerini Almanyada Bremen takiminda görebilirsiniz.. Bremenin en önemli avantaji Mesut'un dün sport-bild'deki röportajinda da belirttigi gibi öndeki beslinin nerede ve nasil oynadigini kimse kestiremiyor.. Herkes herkesin yerine gecebiliyor mac icerisinde.. Özil-Marin-Hunt-Bargfrede ve hatta Pizzaro.. Galatasarayin da becerebildigi ve ileride kendisine cok büyük avantaj saglayacagi durum budur. Lakin tehlikelidir, zaman ister, yetenek kadar digerlerinin durumuna göre futbolcunun kendisini konumlandirabilecegi asinalik gerekir.. Bu yüzden zaman her daim lehine isleyecektir..
Arkadaki dörtlü defans konusunda sükür ki kimsenin sikintisi yok.. Ve fakat özellikle Kewell-Keita sag ve solu paylastigi vakit bir cizgi cekin... Nonda-Baros ikilisinden dahi daha ileride konumlaniyorlar.. Yine de 4-1-4 -9-5- 4-5-4-1-1-1-3-2 gibi gariplikler peydah oluyor ki anlamak mümkün degil. Arda oynadigi vakit forvet arkasi diyorlar, Baris oynadigi vakit defansif orta saha. Bugünkü macta kim daha cok kaleye yakin oynamistir, Arda mi Baris mi ? burun farkiyla ayrirsiniz. Daha dakika 8 Baris karsi karsiya.. 10 baris keza yine kalede.. Ayhan Kewell tarafindan bir orta kesildigi vakit bu Baros'dan cok Keita'yi hedef alir zira sistem geregi disforvet iceriye dogru kaymistir.. Sabri-Keita ikilisi cokca zaman Kewell'i daha forvet yapan aksiyonlarin icerisindedir her daim. Buradaki merkez forvet 4-4- lü sistemlerin icerdiginden cok cok farklidir bugün Nonda ve gecmiste Baros'da gördügünüz gibi. Yanlis anlamazsiniz eger belirtmek isterim ki görev dagilimi acisindan bugünkü Nonda ile Barca'nin Etto'su arasinda hicbir fark yoktur. Keza orta üclünün ilerideki dörtlü defansa karsi denge kurmak adina sik sik iceriye kacmasi gibi.. Ikinci yari Kewell topu iceriye kestiginde Nonda'nin hemen dibinde Mustafa Sarp yer aliyordu..
Galatasarayin sorunu orta üclünün pas hizinin cok yavas olmasidir. Fener-Gs macinda dikkat etmistim Eray'in blogunda. Galatasaray'in topu oyuna sokma hizi Fenerbahce'den daha iyiydi, daha hizliydi istatistik olarak.. Kandirikci bir veri bu. Mesele burada Galatasarayin hizindan ziyade orta sahada basan Fenerin topu daha cabuk oynamak zorunda biraktiran presinin gücüdür. Galatasaray bugünkü mac özelinde konusursak tek kusuru her seye ragmen yavasligiydi.. Keza Fenerbahce macinda da ayni sekilde.. Ayhan haric hizli bir sekilde topu kullanabilecek orta saha yoksunlugu söz konusu. Linderoth biraz daha kendisine güvensin bu sorunu bir nebze cözecektir fakat sorun sadece oyuncularin niteliginden kaynaklanmiyor.. Kapali defansa ya da Fener maci gibi pres yememek icin cesitli taktiksel acilimlar gerekiyor. Sayica fazlalasmak icin sadece forvetin orta sahaya gelmesi kurtarmiyor zira ücgenler, pas alisverisi henüz istenilen seviyede degil.. Toplamda burada bir ilerleme olsa da yavaslik ve ariza söz konusu. Bu arizanin dönüsümü de cok hos olmuyor elbette..
Sunun altini bir daha cizmek gerek, Galatasaray takim savunmasi yapiyor. Tüm takim tek bir bütün olarak hareket etmeye calisiyor ve burada üzerinde inatla durdugumuz "zaman" meselesi cok önemli bir faktördür zira birbirlerinin hamlelerine göre reaksiyon veriyorlar. Ariza ciktigi vakit dünyanin en hizli defansi da olsa sorunu cözmez sadece daha az hasar almasini saglar bu yüzden tandemlerin defansif özellikleri önemli iken aslinda cok hizli veya cok yavas olmalari degildir sorun. Arizadan sorumlu defans dörtlüsü degil takimin tamamidir.. Bu olmadigi vakit defans kendisini garantiye almak icin geriye cekilip klasik savunma yapisina dönüyor ve bu da takimin boyunu uzatiyor (orta saha defans arasi mesafe uzuyor) sistemin disina cikiliyor.. Sorunlarin anasi da budur zaten.. Cok cok pozisyon verip cok cok gol yiyerekten bu dönem bir sekilde asilacaktir ki ben Servet'e katiliyorum.. Galatasarayin Panatinakos ve Besiktas maclari haric cok fazla pozisyon vermeden cok gol yemislerdir.. Sabri'nin/Kewell'in/Baris'in yer yer forvet oldugu, Keita'nin bekte oldugu Baris'in bazen en önde oldugu bir takimin savunmasi sadece orta üclünün direncine indirgenemez.. Payi vardir, etkisi cok önemlidir lakin ana etmen degildir. Uyumsuzluk savunma zaafiyetini daha cok dogurur.. Top sizdeyken onlar gol atamaz ve mesele de topun bazen sizde neden olmadigidir ? Bu da derinlemesine pas atmaktan yoksun orta sahanin basit bir sekilde ileriye kacacak kombinasyon gücüne henüz ulasmaadigindandir.. Sistem insa ediyorsunz ve cok da zor bir sistem isin acikcasi..
Maca gelirsek eger heyecansiz lakin muhtesem gollerin oldugu temiz bir karsilasma oldu. Kewell'in topu önüne alisina ve golüne bittim derken bu senenin en beklenmedik performansini Kewell ile beraber gösteren Sabri'nin cok güzel ortasina cok da estetik bir kafayla ikinci gol geldi. Golün kendisi degil ortayla beraber olmasi onu estetik kiliyordu. Bunlar tamam derken bu dönemin Sabri-Kewell'larin aksine büyük düsüs gösteren Topal'in muhtesem sutu keyifleri iyice arttirdi.. O neydi öyle ? Topal'in buradan dahi görebilecegimiz o alcakgönüllügü ve hirsi var iken bir sekilde kendisini toparlayacagina da inaniyoruz her daim.. Bunun disinda pozisyon vermeden sabirli bir sekilde top cevirerek istedigini sonucu fazlasiyla rahat bir sekilde almistir ..
Lakin rakip takimi da kutlamak gerekir özellikle ilk yari boyunca gösterdigi disiplinli anlayisi. 20-0 olsaydi dahi rakip takim ileriye gitmeden mac 0-0 miscasina devam ediyor gibi öylece durgun bir bekleyis ile kalacaklardi sahada.. Lan iki gol yedin biraz kipirda..
http://devrimderki.blogspot.com/2009/11/dinamo-bukres-galatasaray-0-3.html
|
|
Cuma, 06 Kasım 2009 14:02 tarihinde güncellendi |